Kayıtlar

Nisan, 2005 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

DOKUNAKLI ŞEYLER MEKTEBİ

…KUM VE DOKTOR… İçimdeki trajik usu öldürmeyi planlayanların son kez burada konakladıklarını zannediyordum, meğer ben de yanılabilirmişim. Bu kadar kolay olabilirmiş aslında. Karşıdan karşıya geçerken süslenip, avazım çıktığı kadar bağırmaya başladığımda, küçük yeşil bir sinek yutağımdan geçip ciğerlerime yumurtladı. İkimiz de bu çift yaşamı sürdürmeye daha fazla katlanamayacağımızı bildiğimiz için, serbest dalış kurslarında tanışabileceğim seksi bir sarışını hayal edip otuz bir çekmeyi tercih ettim. Aradan çok az zaman geçmişti. Birilerinin yardıma ihtiyacı oluyordu o zamanlar ve ben de o kadar halsiz düşmüştüm ki bu aptal didişmeden, dudaklarına hafif, ucuz bir bûse kondurup masalın ucunu kaçırdığım o ilk ân’a dönmeyi bir halt zannettim. İşte, herşey bu kadar basit doktor hanım.” Doktorun koyu kırmızı kenarlı gözlüklerinde, batmaya çabalayan güneşi kesmeye başladı Kum. Doktor teşhisini asla Kum’a söylemeyecekti. Kum bunu biliyordu. Her seferinde aynı şey oluyordu. Yağmur yağacak...

düştüm

- I - düştüm.. bunu öğrendin! tekrarlarından arınınca Ân adıma konan bir neşter parlayarak uçuverdi göğe sanki dudaklarındı kıpkırmızı akıyordu sağanakta akıyordu en karanlık toprağına kâinatın istemedim bir şey isteyemedim, vermeyeceklerini öğrenmiştim bir kez cesurduk... belki de böyleydi.. gerçekten öyleydi.. ve unuttuk sanki kanadındı kırık bir pencereden sızan, ıssız sözlerindi -ıssızlık midemi bulandırır, bunu da öğrenmelisin! sökülmüyor arınamıyorum... anlayamıyorum... ne şehir tükürüyor beni ne lağım fareleri ağlıyor artık çocukluğumun dilsiz cinlerine sen de kenetlenmelisin bu yaralı tarihin bir yerlerine seni de boyamalıyım zihnimin sepyasına bağıramıyorum artık bağırmak kalbimi yoruyor aynanın sırrına saklanarak oynadığım ilk Oyunu hatırlıyorum; cinnete merdiven dayayıp çıkıyordum sığınağıma gülümsüyordum dilin melekleri dilin melekleri diyor, yatağa yapışarak ağlıyordum ya hani, orada öylece prova ediyordum Ölümü aslında.. nesnelerin ruhuna nüfûz ediyordum şaşkındım, kandır...