DOKUNAKLI ŞEYLER MEKTEBİ
…KUM VE DOKTOR… İçimdeki trajik usu öldürmeyi planlayanların son kez burada konakladıklarını zannediyordum, meğer ben de yanılabilirmişim. Bu kadar kolay olabilirmiş aslında. Karşıdan karşıya geçerken süslenip, avazım çıktığı kadar bağırmaya başladığımda, küçük yeşil bir sinek yutağımdan geçip ciğerlerime yumurtladı. İkimiz de bu çift yaşamı sürdürmeye daha fazla katlanamayacağımızı bildiğimiz için, serbest dalış kurslarında tanışabileceğim seksi bir sarışını hayal edip otuz bir çekmeyi tercih ettim. Aradan çok az zaman geçmişti. Birilerinin yardıma ihtiyacı oluyordu o zamanlar ve ben de o kadar halsiz düşmüştüm ki bu aptal didişmeden, dudaklarına hafif, ucuz bir bûse kondurup masalın ucunu kaçırdığım o ilk ân’a dönmeyi bir halt zannettim. İşte, herşey bu kadar basit doktor hanım.” Doktorun koyu kırmızı kenarlı gözlüklerinde, batmaya çabalayan güneşi kesmeye başladı Kum. Doktor teşhisini asla Kum’a söylemeyecekti. Kum bunu biliyordu. Her seferinde aynı şey oluyordu. Yağmur yağacak...