Kayıtlar

İÇİNDEKİ KAPLUMBAĞALAR

İçindeki kaplumbağaların gülümsediğini duy ve sarılarak uyumaya çalış. Çoğu dudak okur ve rüyalarında konuşurlar. En güzeli, iç dünyaları çok basit yalnız ve mutludurlar, o sert kabuklarının içinde. Bir kahve yap kendine geceler uzun, aşklar kısa, ten kayıp bir kıtanın son mısrasından girip sözsüz bir oyunun dehlizlerinde şarkı söyleyerek otuzbir çektiğini bile kanıtlar tarih çok istersen bu da olur; rezalet ve hikmet içiçe geçip çelme takarlar anlama anlamazsın ağlatır…

YOK DURUM

kaydığım yer şehirdi, urdu kucağım toprak yüreğim çamur zihnim kızgın taştan seğirtip şehveti muhtaç bir aslanın ağzına tıkıyordu duyulmadım dediğimde kimsenin eti etine sığmıyordu dudağımız durak bilmez, ıslak uzun hazzına zimmetleniyordu tam o zamanlardı devlet kendini beğenirken kitle kibrinden külfete tapıyordu mütereddit egzamalar başkentindeki kavruk memelerini emmeden geçen kurak bereket kendi etrafından zafersiz dönüyordu biz takılmazken bunlara nicedir hâlleri yoka sapan o kunt bakış tepetaklak muradına hâdsiz sevgisini iletiyordu işine mi geliyordu içine mi dönüyordu kafasına göre sulak bir nimeti geri tepiyordu simetrik kaygan dibine imgeler düzüyordu galiba hayat inadına vuruyordu hadi şimdi çullan kullan dudaklarını yakmak yalanlamak için için içini sökesi gelen uygarlığın acı dilini şehri kusarken susmam için yalvarırken ölümle yarışırken ödüm bokuma karışırken yanmak demiş miydim yoktan var olmazken?

KAYGI

hadi çağırmayalım birbirimizi biraz çağrılmayalım da uslanalım rengimiz otursun biraz canımız acısın dudaklarımız demlensin bakınca unutuyoruz sıfat at bana bana sıfat at bedensiz asfaltlarımız sulansın kasvetle eğlendir kıskandır iskeletine binen yalanla avladığın benliği hiç gibi peçelendir ipliğin sızlasın ıssızın konuşurken muhasebe edilsin istiflenmiş yüreğin ıssızdan korkmadan hadi avlan biraz ufkuna leylek giymiş eski usûl keyfini keşfet

YOK SÛRESİ

Çok kayıp çığlık yok Hepsi acıyor tek tek gün ışıyınca Siper edilmiş gece Ter ve efkârla sızıyorsa Yaramız da bizdendir Ve ölüm de hep çirkef Ya kitap açık kaldıysa Kaçtıysa sesi şairin? Ya mâzi mezarından fışkırıp Kana kana içilebiliyorsa? Yok bir ayıp Kâfi bu ıstıraplı baht Vaziyete münâsip kaçış Demlenir elbet gönülden

YORGANDIŞINA GİDEN

O kadar karanlık, o kadar ısrarcı ve musallat; Kibrini cakasının sarkık iktidarından alan, kadir kıymetten anlamaz bir soytarılık. Aklımı kaybetmeden birkaç adım daha atıp, birkaç gün daha yaşamak konusunda bile kararsız kaldığımı düşünmeme sebep oluyor her yeni başlayan şey; Romanlar, filmler, gazete haberleri, mevsimler, aşklar. Yorganın dışına çıkmak istemiyorum. Loş, rüyamın flû yüzlerini hatırlamama yardımcı oluyor. Loş, maksadını aşarak kasıklarımın arasına sızıyor. Islak kasvet çarpıyor pencereye, korku, taklit ediyor yorganın dışında, radyoaktif cazibesini kullanarak güneşin. İknâ olmak, çıplak tenimin suyla buluşması demek. Bugün sokağa mı çıkacağım? Kediler mi seveceğim? Üzerinde ismimi taşıma şerefine erişen uzun kâğıt bardaklarda kahvemi içerken bir bankta üşüyecek miyim? Kimlerle paylaşabileceğim bu denli yalnızlığı? Kimler çıkıp üzerime parmağıyla çiğneyecek yalnızlıklarımı? Gururum ezilecek çöp konteynırında giderken dudak izim. Ölü organizmaların milyonlarca yıl sonra ş...

Çabuk Kâtip

aç bîçare çivilendiğin çıkının aklınsa aklın uçkuruna temâs etmeden emsin o sinsi nefesi, defetsin gerisingeri sinesine; o pek enfes iffetlerine halel gelmesin!.. soğumaya başlarken al dudakların titreyecek, alınyazın kanayacak âfakı seyrine sığmayan alelacele bir sefâ peydâh olacaktır.. hani sende de olurmuş olduğunu saklamaz olmadığını söylemezmişsin ya, belki ihtiyacın olduğundan yani olduramadığından yana derde düşüp o en olgun mağlûbiyet hissinden mağrur çıkarmışsın… tam o zamanlar! her sürçmenin bir lâtifeye tekâbül edebildiği me’al! hadi sen de ol saklan olduğunun ardına Olma! göm sesini, muhtac olma kelâma.. eşkâline ibret olan ayna sırrını ışığa saklamış!... 30kasım2013cumartesi.yeldeğrimeni

içinde mi ıslak mı ne!

içinde mi ıslak mı ne! nereden kime bu kaltak sohbet anlamadın mı hâlâ? Ve hâlâ o bulanık ışığın bedenini yansıtamayacak denli cılız olduğunu? Kurut git inanma sağıldırlıdığına inandıramazlarsa yokolacak Dillenmişler. ağulu mızraklarını ve demonik soluklarını kullanıyorlar ferç etmek için.. hayır! felç olduğunuz kadar oldunuz. zaten şiirlendiniz, kışkırdınız.. pahalı oyuncaklarınız şakıyordu. dudaklarınızın arasından çığlığa dönüşüp…DÜŞÜRÜLDÜNÜZ. Göremezdiniz. Göründürülemezdiniz. ıskalandı ruh. kanırtıldı eşkâl. niyetin nimeti geçmediği haris iktisadını soktuğun bir yer vardı, orada kasıklarının altındaki ikinci çekmecede, egolarının altında pırııııııl pırıl… karanlık. inkâr… ve ne mecaz İhanetlere küfrettik kapıldınız. en şiddetli medenî hâlinizle kurbanlar balosunaaaa!... Üç-iki-bir-ding-dong! biraz kâinatınız var mıydı? nesneler öznelere samimi davranmazsa o potlaç potlaç bakan gözleriyle seni yutabilecekleri bir peri masalı hayâl et haydi. sen de dene becer...