Kayıtlar

Şubat, 2024 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

İÇİNDEKİ KAPLUMBAĞALAR

İçindeki kaplumbağaların gülümsediğini duy ve sarılarak uyumaya çalış. Çoğu dudak okur ve rüyalarında konuşurlar. En güzeli, iç dünyaları çok basit yalnız ve mutludurlar, o sert kabuklarının içinde. Bir kahve yap kendine geceler uzun, aşklar kısa, ten kayıp bir kıtanın son mısrasından girip sözsüz bir oyunun dehlizlerinde şarkı söyleyerek otuzbir çektiğini bile kanıtlar tarih çok istersen bu da olur; rezalet ve hikmet içiçe geçip çelme takarlar anlama anlamazsın ağlatır…

YOK DURUM

kaydığım yer şehirdi, urdu kucağım toprak yüreğim çamur zihnim kızgın taştan seğirtip şehveti muhtaç bir aslanın ağzına tıkıyordu duyulmadım dediğimde kimsenin eti etine sığmıyordu dudağımız durak bilmez, ıslak uzun hazzına zimmetleniyordu tam o zamanlardı devlet kendini beğenirken kitle kibrinden külfete tapıyordu mütereddit egzamalar başkentindeki kavruk memelerini emmeden geçen kurak bereket kendi etrafından zafersiz dönüyordu biz takılmazken bunlara nicedir hâlleri yoka sapan o kunt bakış tepetaklak muradına hâdsiz sevgisini iletiyordu işine mi geliyordu içine mi dönüyordu kafasına göre sulak bir nimeti geri tepiyordu simetrik kaygan dibine imgeler düzüyordu galiba hayat inadına vuruyordu hadi şimdi çullan kullan dudaklarını yakmak yalanlamak için için içini sökesi gelen uygarlığın acı dilini şehri kusarken susmam için yalvarırken ölümle yarışırken ödüm bokuma karışırken yanmak demiş miydim yoktan var olmazken?