14 Mayıs 2006

CENK KOYUNCU'ya VEDA...

Şair, editör CENK KOYUNCU varolmanın başka bir boyutuna göçmüş.. Az önce küçük İskender'in telefonda söylediği gibi, Cenk çok iyi bir insandı ve iyiler ne yazık ki erken ölürler..
Bu, bizlerin kötü olduğu anlamına gelmiyor tabii..
Bilemiyorum.. Ölümlerin arkasından bir şeyler söylemek çok zor.. Hele de böyle erken ölümlerin.. Eşinin âni ölümü henüz bir yıl bile olmamıştı.. Sanırım kavuştular birbirlerine...
Umarım çok acı çekmemişsindir Cenk..
Seni Seviyoruz!...

09 Mayıs 2006

iz

sesin ağırlığını keşefeden bir kuş havalanıyor ağır ağır
çukurkent'in esrarlı sokaklarında ihaneti keşfedecek sanki
...
herşey çok dokunaklı olmuş.
durup baktığını hissettiriyor.

nedensizce dillenen eğreti bir şarkı bu..

05 Mayıs 2006

"Zemberek Valsi" Düğümlenmeleri © 2005

162.
aklın kuklası olmaya hazırlanırken kaybedilen onca savaşın adını koymakta öylesine zorlanıyordu ki adam, en sonunda çareyi Hiçlik'te bulmuş.
özlerin buruk anlarını hicvederken
sessizliği korku tünelinde aramaya başlamış.

163.
mihenk..
kara tahtada kartezyen söylemin doğurduğu zihinle
acıya ve unutuşa ibadet etmiş çocukların son dilekleri yoğunlaştırılmış bir sükûnet
ya da babalarının yanaklarına konduracağı ılık bir bûse olacakmış.

neticede ten
kömürleşecek. Umutluluk da kanayan sonsuz bir arzuya yönelecek.
yani an yırtılacak.
dilsiz gürûh şarkı söyleyebilecek.

....

152.
biz de o eski büyüyü resmetmeliyiz belki
deliliğin üstâdlık mertebesine
zembille inen küçük kızın parmaklarıyla

153.
uçurtmalara ve o sessiz temaslara
"şans" deyip
geç...

....

146.
leş gibi otobiyografi kokan adamın salyaları akıyordu..

kadın onu tanıdı ve sevişme teklif etti
adam ufak bir dil harekitiyle ağzını temizleyip
nazikçe reddetti bu aymazlığı:
"bir yudum daha mı? asla..."

147.
boşluk temizleyici penceredeki buğuya sihirli kelimeyi yazana kadar yaz gelmişti her yere...

Vızıltılar

aniden baktılar..

birilerinin nefretinden yaratılan kelebekler, karanlık odanın boşluğunda uçuştular..

Aşırı anlamlandırılmış gerçeklikler, bir süre sonra hissizleştiriyor varoluşu.. Bir bakıyorsun aşık oluyorsun, bir bakıyorsun unutuyorsun. Bir bakıyorsun her şey Yalan! Ya da şiddetle tavsiye edilen bir hayatın kenarından azıcık tadayım derken çoktan onanmaz bir salgının ağusuna kapılıvermişsin sen de..
Dilinin ucuna kadar gelen küfrü tuttuğun anda, karşında akıllı uslu görülen yalvaçların ismini soysuzca taşıyan ucûbeler kendilerini adam zannedip, sessizliğinle bir kat daha güçleniyorlar..

herkesin haklı olduğunu zannettiği bir yanı var ya,
alıp bunu kıçlarına sıkıca sokup bir daha düşünsünler!

sırf bu yüzden kelimelerin açtığı yaralardan girip başlıyorum okumaya hayatı yeniden..
sırf bu yüzden menzili belirsiz hikayelere kapılıp gidiyorum..
sırf bu yüzden iltihaplı varlıklarına temas eden tüm böceklerden kaçmaya çalışıyorum..

dilin dibe vurduğu bir an olduğunda çok sık arkama dönüp bakmamayı yeğliyorum. aksi taktirde pek bir şey yazamadığımı farkediyorum. Buranın benim için nasıl bir anlamı oldğunu tam olarak kestiremiyorum. Sadece varlığımı değerlendiriyorum bir şekilde.

Zamana tesadüf eden ne varsa öyle cinsiyetsiz ve öyle lânetli ki.. hiç bir şeyin hesabedilemez oluşu, geleceğin iktisatyoksunu non-existence sanrısı...
ve yine kelimelerden müteşekkil kovuğumda Ben ve Birileri
sessizce buluşmaya devam edeceğiz, kimbilir!..